Gerekçemiz
Neden bu yolculuğa çıkıyoruz?
Almanya’da Türk göçmen toplumunun bir parçası olarak dünyaya gelmiş, hem kendi insanlarına hem içinde yaşadığı ülkeye karşı sorumluluk hisseden bir grup Türk kadını olarak bir yolculuğa çıkıyoruz. Bizim yolculuğumuz, Sirkeciden kalkan trenlerin penceresinden, geride kalanlara el sallayan ya da geride kalıp giden eşlerini yolcu eden büyüklerimizinki kadar „bir bilinmeze doğru“ değil elbette. Bizim yolculuğumuz, onların cesaretine ve emeğine sahip çıkmak, onurlandırmak ve yarınlara taşımak adına. Kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, nereye gittiğimiz ve nasıl gideceğimizi hatta hedefimize nasıl ulaşacağımızı bilerek, kendimize güvenerek çıkıyoruz yola…
Bizler, 3.ve 4.kuşak Türk Diaspora kadınları olarak, sorumluluk üstleniyor, büyüklerimizin bize emanet ettiği bayrağı daha ileriye taşıyarak yetişen kuşaklara devretmek üzere en yükseğe çıkarmak istiyoruz. Modern iletişim imkanlarının sağladığı avantajları da kullanarak, Dünyanın dört bir yanına dağılmış Türk Diasporası Kadınları arasında bir network oluşturmak, bir platform inşa etmek, yeni yolculuklar için insanlarımızı cesaretlendirmek, birlikte ve daha güçlü olmak için harekete geçiyoruz.
Göç tarihi boyunca gerek çatı kuruluşlarında gerekse diğer sivil toplum kuruluşlarında emek veren büyüklerimiz ve yaşıtlarımızla birlikte, bu yolcluğa bir ivme katmak, bu mücadeleyi kurumsallaştırmak, sorunları gündeme taşıyıp çözüm önerilerinin konuşulacağı platformlar oluşturmak, tüm bu mücadeleyi de sürdürülebilir kılmak gayemiz.
Amacımız
DİKAB neden kuruldu?
1961 yılında Sirkeci Garı’ndan kalkan trenlerle başlayan ve bugün 7 milyonu aşan devasa bir varlığa dönüşen Türk Diasporasının öyküsü, sadece bir iş gücü göçü değil, aynı zamanda bir medeniyet inşası ve dayanıklılık hikayesidir. Bu hikayenin merkezinde ise, ilk günden itibaren hem emeğiyle hem de kimliğiyle var olan Kadınlarımız var.
DİKAB, Mevlüde Genç annenin şahsında sembolleşen "sabırlı ve vakur" duruşu, modern dünyanın dinamikleriyle birleştirmek üzere yola çıkıyor. Bugünün 3. ve 4. kuşak kadınlarımız, dünün "misafir işçileri"nin çocukları, torunları, Avrupanın yeni karar vericileri, hukukçuları, iş insanları ve entelektüelleridir. Derneğimiz, bu büyük potansiyeli bir çatı altında toplamayı ve kurumsallaştırmayı tarihsel bir borç olarak görüyor bu inanç ve azimle harekete geçiyor.
Amacımız, gücümüzün farkına varmak, farkına varılmasını sağlamak, bir araya gelmek için sağlam bir zemin oluşturmak, zor zamanlar için şemsiye görevi görmek ve en önemlisi, yarınların dünyasını inşa edecek en önemli güç olarak Kadınlarımızın yanında olmak.
GÖÇÜN TARİHSEL MİRASI
ve SOSYOLOJİK ÇERÇEVESİ
Türk işgücü göçü, 1961'deki İşgücü Anlaşması ile başlayan, literatürde "geçici" olarak konumlandırılan ilk kuşağın fedakarlığı üzerine kurulu bir sosyolojik hadisedir.
Ancak, DİKAB olarak biz, bu süreci sadece ekonomik bir göç olarak değil, aynı zamanda emek, kimlik ve aidiyet eksenlerinde yeniden tanımlanması gereken bir kültürel transfer süreci olarak görmekteyiz. Kadınlar, bu transferin hem taşıyıcısı hem de kurucu unsurudur; erkek işgücüne eklemlenirken, aynı zamanda ailenin kültürel direncini ve nesiller arası bağlarını muhafaza eden stabilizasyon faktörü olmuştur.
Bugün 3. ve 4. kuşak temsilcisi kadınlarımız, dil ve kültür bariyerlerini aşarak, yerel toplumlara tam entegrasyonu başarmış, ancak bu süreçte "yuvadan kopuş" riskini de beraberinde getirmiştir. Amacımız,onların edindikleri yüksek sosyo-ekonomik sermayeyi (eğitim, kari-yer, siyasi bilinç) Anavatan ve Diaspora lehine kurumsallaştırarak, bireysel başarı hikayelerini kolektif bir etki alanına dönüştürmektir.